Bio

AYTEK SEVER

Şair, çevirmen. 1981 yılında Bursa’da doğdu. Üniversite ve yüksek lisans öğrenimini Boğaziçi Üniversitesi ve ODTÜ’de tamamladı. E-kitap halinde yayımlayacağı, çeşitli alt kitaplardan oluşan Hiperbor, Siòn, Moto Perpetuo, Anka adlı şiir toplamlarının yanı sıra, yayımlanmış veya e-kitap halinde yayımlanacak olan Emerson (Yaşamın İdaresi), Thoreau (Doğa ve Yürüyüş Üzerine Seçme Denemeler), Whitman (Ben, Jack Engle; Benliğimin Şarkısı), Kandinsky (Sesler), Tagore (Firari; Gitanjali; Meyve Hasadı), D. H. Lawrence (İnsanlar ve Öteki Yaratıklar) çevirileri vardır.

 

RABİNDRANATH TAGORE

Rabindranath Tagore (1861-1941), Kalküta’da doğdu. Brahman bir ailedendi; dedesi ve babası Brahma-Samaç adlı dinî ve sosyal reform hareketinin ileri gelen temsilcilerindendi. Genç yaşta çokyönlü bir eğitim alan Tagore, Doğu ve Batı edebiyat ve düşüncesinin çeşitli kaynaklarıyla tanıştı, hem entelektüel hem manevi anlamda yoğun ve derin bir havayı soluyarak yetişti. Başta şiir, tiyatro oyunu, roman, hikâye ve deneme olmak üzere edebiyatın hemen her türünde örnekler verdi; bir müzisyen olarak çok sayıda şiirini şarkı olarak besteledi; resimle uğraştı, sergiler açtı. Kendi şiirlerinden yaptığı İngilizce çeviriler sayesinde dünyada tanındı; saygın bir Hint-İngiliz şairi olarak kendine yer edindi; 1913’te Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı. Dünyanın çeşitli bölgelerine geziler yapan Tagore geniş bir yelpazeden pek çok entelektüel ile tanıştı; aralarında W. B. Yeats, Ezra Pound, André Gide, Gabriela Mistral, Juan Ramón Jiménez, Anna Ahmatova, Pablo Neruda’nın da olduğu çok sayıda edebiyatçıyı etkiledi. Başlıca yapıtları arasında Gora (1910), Gitanjali (1912), Bahçıvan (1913), Sadhana (1913), Kabir’in Şarkıları (1915), Meyve Hasadı (1916), Yuva ve Dünya (1916), Firari (1921) sayılabilir.

 

DAVID HERBERT LAWRENCE

D. H. Lawrence, 1885 yılında madenci bir ailenin dördüncü çocuğu olarak Eastwood, Nottinghamshire’da dünyaya geldi. Parlak zekâsı, azmi ve annesinin duygusal desteği sayesinde sıradışı bir entelektüel olarak yetişti. Nottingham Üniversitesi’nden mezun oldu; kısa bir süre öğretmenlik yaptı; 1911’de ilk romanı Beyaz Tavus Kuşu (The White Peacock) yayımlandı. Londra çevrelerinde saygın bir edebiyatçı olarak yer edinmek üzereyken, tutkularının sesini dinledi, üniversiteden bir hocasının eşi olan Frieda von Richthofen Weekley ile sansasyonel bir aşk ilişkisi yaşadı ve hayatına yeni bir yön verdi. Oğullar ve Sevgililer (Sons and Lovers), Gökkuşağı (The Rainbow), Âşık Kadınlar (Women in Love), Lady Chatterley’in Sevgilisi (Lady Chatterley’s Lover) gibi romanları müstehcenlikle suçlanarak yıllar boyunca sansürlendi, yasaklandı. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngiltere’den bir kopuş yaşayan Lawrence, Frieda ile beraber Güney Avrupa, Amerika, Sri Lanka ve Avustralya’da geniş çaplı geziler yaparak bir göçebe gibi yaşadı; bu “vahşi hac yolculuğu” sırasında yazmayı hiç bırakmadı ve muazzam bir üretkenlikle yaklaşık yirmi yıllık yazın hayatına bir düzine roman, çok sayıda öykü, novella, deneme, gezi yazısı, inceleme, tiyatro oyunu ve toplamda iki cilt tutan geniş bir şiir toplamı sığdırdı. 1930 yılında henüz 44 yaşındayken veremden öldü. Genç yaşlarından itibaren düzenli olarak şiir yazan Lawrence bunları çeşitli başlıklar altında yayımladı. Poetikası, özellikle serbest ölçüyle yazdığı şiirlerinde en yetkin ifadesini bulmuş, bunun en güçlü örneği ise 1923’te yayımlanan Kuşlar, Yaratıklar ve Çiçekler (Birds, Beasts and Flowers) olmuştur. Yapıt bugün, T. S. Eliot’ın Çorak Ülke (The Waste Land) ve W. B. Yeats’in Kule (The Tower) gibi yapıtlarıyla beraber, 1920’lerin şiir başyapıtları arasında anılır.